Ceza Hukuku
Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik veya Tercümanlık (TCK 276)

Gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık, TCK m.276’da düzenlenen ve mahkeme, savcılık gibi yetkili makamlarca görevlendirilen bilirkişinin gerçeğe aykırı mütalaada bulunması veya tercümanın ifade ya da belgeleri gerçeğe aykırı tercüme etmesiyle oluşan suçtur; cezası üç yıldan yedi yıla kadar hapistir. Suç yalnızca kasten işlenebilir: madde gerekçesine göre bilirkişinin kendi bilgi ve değerlendirmesine göre verdiği mütalaanın yalnızca hatalı olması suç oluşturmaz. Bu nedenle hesap hatası, eksik inceleme veya bilimsel görüş farklılığı içeren raporlara karşı başvurulacak yol ceza şikayeti değil, rapora itiraz ve yeni bilirkişi incelemesi talebidir. Suçun faili yalnızca yetkili makamca görevlendirilen kişi olabilir; tarafın kendi aldığı uzman görüşü bu kapsamda değildir. Alt sınır üç yıl olduğundan erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması mümkün değildir. Ceza sorumluluğundan ayrı olarak bilirkişi hakkında disiplin yaptırımı uygulanabilir, zarar gören taraf Devlet aleyhine tazminat davası açabilir ve koşulları varsa yargılamanın yenilenmesi istenebilir.

Yanlış Rapor ile Yalan Rapor Arasındaki Fark

Bir tapu davasında mahkemenin atadığı bilirkişi, keşifte gördüğünün aksine taşınmazın sınırlarını taraflardan biri lehine gösteren bir rapor düzenler. Bir başka davada bilirkişi, hesaplamada yanlış bir katsayı kullandığı için tazminatı olması gerekenden yüksek hesaplar. Üçüncü bir dosyada ise duruşma tercümanı, yabancı sanığın söylediklerini bilerek farklı aktarır.

Birinci ve üçüncü olay suçtur; ikincisi ise bir hatadır ve ceza sorumluluğu doğurmaz. Bilirkişi raporları ve tercümeler yargılamanın sonucunu doğrudan belirlediği için kanun, bunların bilerek gerçeğe aykırı düzenlenmesini ağır bir cezayla karşılar; ancak her isabetsiz raporu da suç saymaz. Bu rehberde gerçeğe aykırı bilirkişilik ve tercümanlık suçunun şartlarını, kast ile hata arasındaki çizgiyi ve rapordan zarar gören tarafın başvurabileceği yolları bulacaksınız.

Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik veya Tercümanlık Nedir? TCK 276

m.276

Adliyeye karşı bir suç

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.276’ya göre yargı mercileri veya suçtan dolayı kanunen soruşturma yapmak ya da yemin altında tanık dinlemek yetkisine sahip kişi veya kurul tarafından görevlendirilen bilirkişinin gerçeğe aykırı mütalaada bulunması halinde üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. İkinci fıkraya göre aynı kişi veya kurullarca görevlendirilen tercümanın ifade veya belgeleri gerçeğe aykırı olarak tercüme etmesi halinde de aynı ceza verilir.

Madde gerekçesi sınırı açıkça çizer: hüküm, bilirkişi ve tercümanların kasten gerçeği yanlış yansıtmalarını cezalandırır. Bilirkişinin kendi bilgi ve değerlendirmesine göre verdiği mütalaanın yalnızca hatalı olması, kast bulunmadıkça suç oluşturmaz.

Başlık TCK 276’da Durum
Ceza 3 yıldan 7 yıla kadar hapis
Fail Yetkili makamca görevlendirilen bilirkişi veya tercüman (özgü suç)
Görevlendiren makam Mahkemeler, hakimlikler, savcılık ve soruşturma veya yeminli tanık dinleme yetkisi bulunan diğer kişi ve kurullar
Manevi unsur Kast; mütalaanın veya tercümenin gerçeğe aykırı olduğunu bilme
Şikayet ve uzlaştırma Şikayete bağlı değil; uzlaştırma kapsamında değil
Görevli mahkeme ve zamanaşımı Asliye ceza mahkemesi; 15 yıl

Suçun Şartları: Görevlendirme, Gerçeğe Aykırılık ve Kast

Şart Ne Aranır? Eksikse
1. Usulüne uygun görevlendirme Bilirkişi veya tercüman, maddede sayılan yetkili bir makam tarafından görevlendirilmiş olmalı Tarafın kendi başvurusuyla aldığı uzman görüşü bu suçun konusu değildir
2. Mütalaa veya tercüme Rapor, sözlü açıklama veya tercümenin görevlendiren makama sunulmuş olması Sunulmamış taslak bu suçu oluşturmaz
3. Gerçeğe aykırılık Tespit edilen olguların, yapılan ölçüm veya incelemenin ya da aktarılan sözlerin gerçeği yansıtmaması Bilimsel olarak savunulabilir görüş farklılığı gerçeğe aykırılık değildir
4. Kast Gerçeğe aykırılığın bilerek ve istenerek yapılması Dikkatsizlik, bilgi eksikliği, yöntem hatası suçu oluşturmaz

Birinci şart uygulamada önemli bir ayrım yaratır. Ceza ve hukuk yargılamasında taraflar, mahkemenin atadığı bilirkişiden ayrı olarak kendi seçtikleri bir uzmandan bilimsel görüş alabilirler. Bu uzman yetkili makamca görevlendirilmediği için, görüşü gerçeğe aykırı olsa bile bu maddenin faili olamaz; olayın özelliğine göre başka hükümler tartışılır. Buna karşılık kadastro çalışmalarında görev yapan mahalli bilirkişiler gibi, kanundan doğan bir görevlendirmeyle beyanda bulunan kişiler bakımından bu suç gündeme gelebilir.

Gerçeğe aykırılık, raporun olgusal temelinde aranır: bilirkişinin görmediğini görmüş gibi yazması, yaptığı ölçümü farklı göstermesi, dosyadaki belgeyi yok sayması veya içeriğini değiştirerek aktarması gibi. Aynı veriden farklı bir sonuca ulaşmak, farklı bir yöntem tercih etmek veya takdire dayalı bir değerlendirmede bulunmak tek başına gerçeğe aykırılık sayılmaz. Tercümanlıkta ise söylenenin veya yazılanın anlamını değiştirecek biçimde eksik, fazla veya farklı aktarılması suçu oluşturur.

Hatalı Rapor Suç mudur? Kast ile Mesleki Hata Ayrımı

Durum Değerlendirme Başvuru Yolu
Hesap veya yöntem hatası içeren rapor Suç değil Rapora itiraz, ek rapor veya yeni bilirkişi talebi
Eksik inceleme, soruların cevapsız bırakılması Suç değil İtiraz ve ek rapor
Görev alanını aşarak hukuki değerlendirme yapılması Suç değil; usul kuralına aykırılık İtiraz; raporun bu kısmının dikkate alınmamasını isteme
Bilimsel olarak tartışmalı bir görüşün benimsenmesi Suç değil Karşı uzman görüşü sunma
Keşifte görülenin aksine tespit yazılması, ölçümün değiştirilmesi Suç; kast tartışılır Suç duyurusu ve itiraz
Taraflardan biriyle menfaat ilişkisi içinde bilerek yanlış rapor Suç; ayrıca rüşvet hükümleri Suç duyurusu
Tercümanın sanığın ikrarını inkara veya inkarını ikrara çevirmesi Suç Suç duyurusu; ifadenin yeniden alınması talebi

Uygulamada bilirkişi raporundan memnun olmayan taraflar sıklıkla bilirkişi hakkında suç duyurusunda bulunur; ancak bu başvuruların büyük bölümü kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sonuçlanır. Çünkü raporun aleyhe olması veya hatalı bulunması kastı göstermez. Kastın varlığı; bilirkişinin taraflarla ilişkisi, raporun dosyadaki açık verilerle çelişmesi, aynı konuda önceki raporlarıyla tutarsızlık, menfaat temini veya raporun düzenlenme koşulları gibi somut olgularla ortaya konulmalıdır.

Bu nedenle rapora karşı öncelikli yol ceza şikayeti değil, usul hukukunun tanıdığı itiraz imkanlarıdır: süresi içinde gerekçeli itiraz, bilirkişinin duruşmada dinlenmesi, ek rapor veya yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması talebi. Sigorta ve tazminat dosyalarındaki itiraz usulü için bilirkişi ve aktüer raporuna itiraz rehberimize bakabilirsiniz.

Avukata Sor

Bir bilirkişi raporu veya tercüme nedeniyle hak kaybına uğradığınızı düşünüyorsanız ya da bilirkişi olarak hakkınızda şikayet yapıldıysa, itiraz süresi ve başvuru yolları bakımından dosyanızı bir avukatla değerlendirin.

Avukata Sor

Ceza, Görevli Mahkeme ve Sonuç Seçenekleri

Aşama Ceza Açıklama
Temel ceza (alt sınır) 3 yıl hapis Üst sınır 7 yıl
Takdiri indirim (1/6) 2 yıl 6 ay Hakimin takdirine bağlı
Sonuç Erteleme ve HAGB mümkün değil İki yılı aşan hapis cezalarında bu kurumlar uygulanmaz

Cezanın alt sınırının üç yıl olması, bu suçu sonuçları bakımından ağır kılar: takdiri indirim uygulansa bile ceza iki yılın üzerinde kalır ve cezanın ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması mümkün olmaz. Mahkumiyet ayrıca bilirkişilik siciline kayıt engelidir ve bilirkişilik yapma imkanını ortadan kaldırır.

Bilirkişi, görevi sırasında ceza hukuku bakımından kamu görevlisi sayılır. Bu nedenle gerçeğe aykırı rapor bir menfaat karşılığı düzenlenmişse rüşvet suçu, görevin gereklerine aykırı başka davranışlar bakımından görevi kötüye kullanma hükümleri ayrıca gündeme gelir. Tanık sıfatıyla dinlenen kişilerin gerçeğe aykırı beyanı ise ayrı bir suçtur; bunun için yalan tanıklık suçu rehberimize bakınız.

Yargıtay Kararı ve Yerleşik İlkeler

Gerçeğe aykırı bilirkişilik suçunda yayımlanmış Yargıtay kararı sayısı azdır; bunun başlıca nedeni, şikayetlerin çoğunun kast ispatlanamadığı için soruşturma aşamasında sonuçlanmasıdır. Aşağıda bu suça doğrudan ilişkin bir Yargıtay kararı ile uygulamaya yön veren ilkeler yer almaktadır.

Yargıtay 21. Ceza Dairesi – E. 2015/7023, K. 2016/2101, T. 07.03.2016

Kadastro çalışmasında mahalli bilirkişinin gerçeğe aykırı beyanı

Olay: Kadastro tespit çalışmaları sırasında mahalli bilirkişi olarak görev yapan sanıkların, kadastro tutanakları düzenlenirken gerçeğe aykırı bilirkişilik yaparak köye ait meraların kendileri ve akrabaları adına tespit edilmesini sağladıkları ileri sürülmüştür. Yargılamayı o dönemde görevli olan alt dereceli mahkeme yürütmüş ve hüküm kurmuştur.

Yargıtay’ın değerlendirmesi: Daire, iddia edilen eylemin TCK 276’da öngörülen gerçeğe aykırı bilirkişilik suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdir ve değerlendirmesinin üst dereceli asliye ceza mahkemesine ait olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

Uygulama için anlamı: karar iki noktada yol göstericidir. Birincisi, kadastro mahalli bilirkişileri gibi kanundan doğan bir görevle beyanda bulunan kişilerin eylemleri de bu madde kapsamında tartışılmaktadır; mera, orman ve sınır tespitlerinde gerçeğe aykırı beyan hem ceza sorumluluğu hem de tapu kaydının düzeltilmesi davası bakımından sonuç doğurur. İkincisi, suç vasfının 276 olarak nitelendirilme ihtimali bulunan dosyalarda görev sorunu resen gözetilir; suçun cezası ve niteliği, yargılamanın hangi mahkemede yapılacağını belirler.

Yerleşik ilke

Hatalı mütalaa suç değildir; kast somut olgularla ortaya konulmalıdır

İlke: Madde gerekçesinde açıkça belirtildiği ve uygulamada kabul edildiği üzere, bilirkişinin kendi bilgi ve değerlendirmesine göre verdiği mütalaanın yalnızca hatalı olması suç oluşturmaz. Cezalandırılan, gerçeğin bilerek yanlış yansıtılmasıdır.

Gerekçesi: bilirkişilik, özel ve teknik bilgi gerektiren konularda görüş bildirmektir ve her görüş isabetsiz çıkabilir. Hatanın cezalandırılması, bilirkişilerin çekinmeden görüş bildirmesini engeller. Hatalı raporun yaptırımı, raporun hükme esas alınmaması, yeni rapor alınması ve koşulları varsa disiplin ve tazminat sorumluluğudur.

Uygulama için anlamı: suç duyurusunda yalnızca raporun yanlış olduğunu ileri sürmek yeterli değildir. Başvuruda, bilirkişinin gerçeği bildiği halde farklı yazdığını gösteren olgular somut biçimde ortaya konulmalıdır: keşif tutanağı ile rapor arasındaki çelişki, dosyadaki açık belgenin yok sayılması, taraflardan biriyle ilişki veya menfaat bağı gibi. Bilirkişi bakımından ise savunmanın özü, tespitlerin dayandığı veri ve yöntemin belgelenmesidir.

Yerleşik ilke

Görevlendirme şartı ve taraf uzmanının durumu

İlke: Suçun faili yalnızca maddede sayılan makamlarca görevlendirilen bilirkişi veya tercüman olabilir. Tarafların kendi başvurusuyla aldıkları bilimsel görüşü hazırlayan uzman, yetkili makamca görevlendirilmediğinden bu suçun faili değildir.

Sonucu: taraf uzmanının gerçeğe aykırı görüş hazırlaması halinde sorumluluk, olayın özelliğine göre başka hükümler çerçevesinde değerlendirilir; örneğin görüş sahte belgeye dayanıyorsa belgede sahtecilik, mahkemeyi hileyle yanıltarak haksız bir menfaat sağlanmışsa dolandırıcılık hükümleri tartışılabilir. Tanık olarak dinlenen uzmanın beyanı ise yalan tanıklık bakımından ele alınır.

Uygulama için anlamı: şikayet dilekçesinde raporu düzenleyen kişinin hangi sıfatla hareket ettiği açıkça belirtilmeli; görevlendirme kararı ve yemin tutanağı dosyadan çıkarılarak başvuruya eklenmelidir. Görevlendirme bulunmayan hallerde 276’ya dayalı şikayet sonuç vermez.

Disiplin, Tazminat ve Yargılamanın Yenilenmesi

Yol Dayanak Sonuç
Rapora itiraz Usul kanunları Ek rapor veya yeni bilirkişi incelemesi
Ceza şikayeti TCK 276 Kast ispatlanırsa 3-7 yıl hapis
Disiplin ve sicil 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu Uyarma, geçici men, sicilden ve listeden çıkarma
Tazminat Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.285-287 Kasten veya ağır ihmalle düzenlenen gerçeğe aykırı rapor nedeniyle Devlet aleyhine tazminat davası; Devlet bilirkişiye rücu eder
Yargılamanın yenilenmesi Usul kanunları Bilirkişinin kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması, kesinleşmiş hükmün yeniden ele alınmasını sağlayabilir

Bu yollar birbirinin alternatifi değil tamamlayıcısıdır. Dava devam ederken en etkili araç rapora itirazdır; dava kesinleştikten sonra ise bilirkişinin kastının ceza mahkemesi kararıyla saptanması, yargılamanın yenilenmesi talebinin dayanağını oluşturur. Disiplin şikayeti, bilirkişinin kayıtlı olduğu bölge kuruluna yapılır ve ceza soruşturmasından bağımsız yürür.

Rapordan Zarar Gören Taraf ve Bilirkişi İçin İzlenecek Yol

Taraf Yapılması Gereken Dikkat
Rapordan zarar gören Süresi içinde gerekçeli itiraz; ek rapor veya yeni heyet talebi; kendi uzman görüşünü sunma İtiraz süresi kısadır ve kaçırılması halinde rapor kesinleşebilir
Rapordan zarar gören Kastı gösteren somut olgu varsa savcılığa suç duyurusu ve bölge kuruluna şikayet Bkz. savcılığa şikayet nasıl yapılır
Bilirkişi veya tercüman İnceleme notlarını, ölçümleri, fotoğrafları ve kullanılan yöntemi saklamak Raporun dayanağını belgeleyebilmek en güçlü savunmadır
Bilirkişi veya tercüman İfadeye çağrıldığında müdafi ile birlikte hareket etmek Bkz. ifadeye çağrıldım ne yapmalıyım
Her iki taraf Hüküm sonrası kanun yollarını takip etmek Bkz. istinaf ve temyiz

Beş Hata

Bilirkişi raporu kaynaklı uyuşmazlıklarda sık yapılan yanlışlar

1) Rapora itiraz etmek yerine doğrudan suç duyurusunda bulunmak: itiraz süresi geçer ve rapor hükme esas alınır. 2) Raporun aleyhe olmasını kastın kanıtı saymak. 3) Tarafın kendi aldığı uzman görüşü için 276’ya dayanmak. 4) Bilirkişi bakımından inceleme kayıtlarını saklamamak: yıllar sonra açılan soruşturmada raporun dayanağı gösterilemez. 5) Tercümede anlam kaymasını duruşma sırasında tutanağa geçirtmemek: itiraz anında yapılmazsa sonradan ispatı zorlaşır.

Doğru strateji; önce usul yollarını tüketmek, kast iddiasını somut olgularla desteklemek, disiplin ve tazminat yollarını ayrı ayrı değerlendirmek ve bilirkişi bakımından raporun her aşamasını belgelemektir.

Bilirkişi Raporu Kaynaklı Uyuşmazlıklarda Hukuki Destek

Rapora itiraz, suç duyurusu, disiplin şikayeti ve tazminat yolları farklı sürelere ve şartlara bağlıdır. Müşteki vekilliği veya müdafilik için Ankara ceza avukatı desteği almak üzere büromuzla iletişime geçebilirsiniz.

Ankara Ceza Avukatı

Uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Avukatlık hizmeti ve danışmanlık ücretlidir; ücretler TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi altında olmamak üzere belirlenir.

Sık Sorulan Sorular

Yanlış bilirkişi raporu düzenlemek suç mudur?

Yalnızca yanlış olması yetmez. TCK 276, bilirkişinin bilerek gerçeğe aykırı mütalaada bulunmasını cezalandırır. Hesap hatası, eksik inceleme, yöntem tercihi veya bilimsel görüş farklılığı suç oluşturmaz; bunlara karşı rapora itiraz edilir ve ek rapor veya yeni bilirkişi incelemesi istenir. Bilirkişi gerçeği bildiği halde farklı yazmışsa, örneğin keşifte gördüğünün aksini rapora geçirmişse suç oluşur.

Gerçeğe aykırı bilirkişilik suçunun cezası nedir?

Ceza üç yıldan yedi yıla kadar hapistir; tercümanın ifade veya belgeleri gerçeğe aykırı tercüme etmesi halinde de aynı ceza uygulanır. Alt sınır üç yıl olduğundan cezanın ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması mümkün değildir. Suç şikayete bağlı değildir ve asliye ceza mahkemesinde yargılanır.

Bilirkişi hakkında nasıl şikayetçi olunur?

Üç ayrı yol vardır. Dava devam ediyorsa öncelikle süresi içinde rapora itiraz edilir. Bilirkişinin bilerek gerçeğe aykırı rapor düzenlediğini gösteren somut olgular varsa Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur. Ayrıca bilirkişinin kayıtlı olduğu bilirkişilik bölge kuruluna disiplin şikayeti yapılabilir. Şikayette yalnızca raporun aleyhe veya hatalı olduğu değil, kastı gösteren olgular açıklanmalıdır.

Tarafın kendi aldığı uzman görüşü için bu suç oluşur mu?

Hayır. Suçun faili yalnızca mahkeme, savcılık gibi yetkili makamlarca görevlendirilen bilirkişi veya tercüman olabilir. Tarafların kendi başvurusuyla aldığı bilimsel görüşü hazırlayan uzman bu suçun faili değildir. Görüş sahte belgeye dayanıyorsa veya mahkeme hileyle yanıltılmışsa başka suçlar gündeme gelebilir.

Gerçeğe aykırı rapor yüzünden davayı kaybettim, ne yapabilirim?

Hüküm kesinleşmediyse istinaf veya temyiz yolunda rapora yönelik itirazlar ileri sürülür. Hüküm kesinleşmişse ve bilirkişinin kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu ortaya çıkmışsa yargılamanın yenilenmesi istenebilir. Ayrıca bilirkişinin kasten veya ağır ihmalle düzenlediği gerçeğe aykırı raporun hükme esas alınması nedeniyle doğan zarar için Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir; Devlet ödediği tazminat için bilirkişiye rücu eder.

Avukat Mustafa Nazif Yıldız

Avukat Mustafa Nazif Yıldız

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu (2015). Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı’nda doktora eğitimini sürdürmektedir; Hacettepe Üniversitesi Bilişim Hukuku yüksek lisans mezunudur. Ceza ve ceza muhakemesi hukuku alanında; yalan tanıklık, gerçeğe aykırı bilirkişilik ve iftira gibi adliyeye karşı suçlar, bilirkişi raporlarına itiraz ve delil değerlendirmesi konularında şüpheli ve sanık müdafiliği ile müşteki vekilliği hizmeti sunmaktadır.

Ankara Barosu’na kayıtlı lisanslı avukat. Ankara Barosu Sicil No: 29221

Baro Doğrulaması – Avukat Profili



Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir