Genel

Esas No           : 2023/160

Karar No         : 2024/77

Karar Tarihi    : 14.03.2024

  • Anayasa Mahkemesi 2023/160 Esas, 2024/77 Karar sayılı 14.03.2024 tarihinde vermiş olduğu kararda 07.06.2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun’un 23. Maddesiyle eklenen 18/A maddesinin (11) numaralı fıkrasının;
    • Birinci cümlesinin ‘’…bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur.’’ Bölümünün,
    • İkinci cümlesinin,

Anayasa’ya aykırı olduklarına ve iptallerine, oyçokluğuyla karar vermiştir.

  • İptal hükümlerinin Anayasa’nın 153. Maddesinin üçüncü fıkrası ile 30.03.2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66. Maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine oybirliğiyle 14.03.2024 tarihinde karar vermiştir.

Çorum Tüketici Mahkemesi ilgili Kanun hükümlerinin Anayasa’nın 13. Ve 36. Maddelerine aykırılığını ileri sürerek iptalini istemiştir. Anayasa Mahkemesi işbu kararında iptali istenen hükümlerin ilgileri nedeniyle Anayasa’nın 13, 35 ve 36. Maddeleri yönünden incelemiştir.

  • Anayasa’nın 35. Maddesinin birinci fıkrasında ‘’Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.’’ İfadeleriyle mülkiyet hakkını güvence altına almıştır, mülkiyet hakkı ise ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır. Nitekim geçerli bir mazeret gösterilmeksizin arabuluculuk ilk toplantısına katılmayan tarafın sorumlu tutulduğu yargılama giderleri ve bu taraf lehine hükmedilmeyecek olan vekalet ücreti Anayasa madde 35 nezdinde mülk teşkil etmektedir.
  • Anayasa’nın 36. Maddesinde ise ‘’Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. /Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.’’ Denilmektedir. İlgili hüküm dava yoluyla hak arama özgürlüğünü konu almaktadır. Mahkemeye erişim hakkı bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Taraflar aleyhine vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesi ve yargılama sürecinde yüklendikleri giderlerin karşı tarafa yükletilmesi talebinin reddedilmesi mahkemeye erişim hakkını sınırlamaktadır.
  • Anayasa’nın 13. Maddesinde ise ‘’Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.’’ Denilmektedir. Bu hükme göre temel hak ve özgürlüklere sınırlama getiren bir düzenlemelerin kanunla yapılması, Anayasa’da görülen sınırlama sebebine uygun olması gerekmektedir.

Nitekim davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması Anayasa madde 141 kapsamında devletin yükümlülüklerindendir. Bu sebeple devlet alternatif uyuşmazlık çözüm mekanizmaları geliştirmesi Anayasa ile devlete yüklenen yargılamanın gereksiz yere uzamasını engellemesi ödevinin yerine getirilmesi amacına yöneliktir. Uyuşmazlıkların tümünün mahkemelerden beklenilmesi davaların makul sürede bitmemesine yol açabilmektedir. Bu sebeple kimi uyuşmazlıklar için zorunlu arabuluculuk kurumu getirilmiştir.

Dava şartı arabuluculuğa başvurulmasının zorunlu kılındığı uyuşmazlıklarda bu zorunluluğun bir sonucu olarak kişilerin iddiasını öncelikle arabulucuya taşıması gerekir. Anayasa Mahkemesi’ne iptal edilmesi için başvurulan hükümler uyuşmazlığın diğer tarafının arabuluculuk faaliyetine katılımını sağlamaya yönelik düzenlemeler niteliğindedir. Nitekim yargılama giderinin tümüne katlanma külfetinin yüklenmesinin ve vekalet ücretinden yoksun bırakılmasının arabuluculuk toplantısına katılmamayı belirli ölçüde caydırıcı kılacağı açıktır. Ancak ilgili hükümlerin Anayasa 13. Maddesi kapsamında ölçülü olup olmayacağına bakmak gerekir. Anayasa’nın 13. Maddesi Ölçülülük İlkesini temel almaktadır ve ilgili ilkenin elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç adet alt ilkesi bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi işbu kararda ilgili hükümlerin Anayasa’nın 13. Maddesindeki ölçülülük ilkesinin elverişlilik alt ilkesine aykırı olduğuna kanaat getirmiş ve şu ifadelere yer vermiştir:

  • ‘’Kurallarla mazeretsiz olarak arabuluculuk ilk toplantısına katılmayan tarafa süreç sonunda haklı çıksa dahi tüm yargılama giderlerinden sorumlu tutulması ve vekalet ücretinden yoksun bırakılmasının belirli ölçüde kişileri ilk toplantıya katılmamaktan alıkoyacağı açıktır ancak ilgili hükümlerde kişilere yüklenen külfetin aşırı ve orantısız sonuçlar doğurmaması gerekir. Bu itibarla haklılık durumu gözetilerek uygulanabilecek istisnalar ya da belli bir üst sınır öngörülmeden, özellikle yargılamada tamamen haklı çıkan, diğer bir ifadeyle aslında bütünüyle haksız bir sürece maruz kaldığı yargılamanın sonucunda anlaşılan tarafın özel durumu da gözetilmeden, mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmayan tarafın yargılama giderlerinden tümüyle sorumlu tutulmasının ve vekalet ücretinin tamamından yoksun bırakılmasının kişilere aşırı bir külfet yüklediği, kamu yararı ile mülkiyet hakkı ve mahkemeye erişim hakları arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi kişi aleyhine bozduğu ve bu itibarla orantısız bir sınırlandırmaya neden olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 13, 35 ve 36. Maddelerine aykırıdır. İptalleri gerekir.’’

Stj. Av. Ahmet Eser AKÇAL

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir